Sistemin
gerisindeki matematik düzen
"Sistemi
anlamak için" dedi profesör, "Daha doğrusu, sistemin gerisindeki
matematik düzeni anlamak için, formüllerin gerisindeki matematikçiyi, onun
nasıl düşündüğünü sezmek gerekiyor. Bunu öğretmiyorlar size; belki
liseden sonra da öğretmiyorlar, hiç öğretmiyorlar. Matematikçinin neden ve
nasıl düşündüğünü hiçbir zaman bilmiyorsunuz belki.
"Matematiği
bir takım uzun ve yorucu işlemlerden ibaret gördüğünüz için de bilim
çekici gelmiyor size. Sayıların ve eski Yunanca harflarin gerisinde canlı ilişkiler
olduğunu sezemezseniz, sayılarla hayatın arasındaki ilişkiyi göremezseniz,
matematik ve dolayısıyla fizik çalışmanın tek amacı sınıf geçmek
olur"
Hayata
atılanlar ne yapıyorlardı?
Üniversiteye
asistan bulmak kolay olmuyordu. Üniversitede kalmak, hayata atılmamak gibi
görülüyordu. Peki hayata atılanlar ne yapıyorlardı? "Düşünme
yeteneğini gittikçe kaybettiğimi hissediyordum" diyor bunlardan biri,
"karşıma çıkan meselelerin, öğrendiklerimle hemen hiç ilgisi yoktu;
bunların hakkından gelmek için öyle uzun boylu düşünmeye ihtiyaç yoktu,
yalnız koşuşmak gerekiyordu. Böylece en az düşünen insanlardan biri oldum
zamanla"
Düşünmek...
"Düşünmek,
ilmi araştırmalar sonunda sabit olmuştur ki en çok enerji (kalori)
sarfedilmesi icap eden fiziki bir olaydır. Bu enerjiyi bulamadığı için veya
sarfetmek külfetine doğuştan istekli olmayan insan yavrusu ise, böyle bir işe
karşı daima tembellik içindedir. Her frsatta ondan kaçmak yolunu bulur. Onun
için, düşünme sporu ile bu işe alıştırılması ve düşünme sanatını
öğrenmesi gereklidir."
Tatbikatten
ilim adamı sorumlu değildir
"Tatbikatten
ilim adam sorumlu değildir. Teknik buluşlar, iki yönlü, insanlık hayrına
veya zararına kullanlabilir. İlim adamı güdümlü bir araştırma yapamaz.
İmin gayesi gerçeği aramaktır."
Problemleri
doğru kurabilmek
"Çocuklarmıza
durmadan tekrarlıyoruz: Muhakkak yabancı dil öğren! "Düşünmeyi öğren!"
derseniz bir hakaret oluyor. Düşünmeyi öğrenmek de, herhalde yalnız düşünmenin
kanunlarnı bilmek değildir. Belirli problemleri çözebilmek için elbette
belirli bilgileri öğrenmek gereklidir; fakat bence önemli olan, asıl
güçlük, problemleri kurmaktır. Çoğumuz problemleri yanlış kurduğumuz
için, daha baştan çözümsüzlükle karşılaşırız."
Matematik
düşünme sanatını sembolleştirir
Matematik,
düşünme sanatını sembolleştirir. Bugün mantık da matematik esaslara
göre düzenleniyor. Boole cebri buna örnektir. Matematik, düşünmede ekonomi
sağlar. İlim tarihi bize göstermiştir ki, basit ve sarih fikir, daima muğlak
ve karışık fikre galip gelmiştir."
Mühendislerle
doktorlar
"Mühendisler
henüz cemiyete tam yaklaşamamışlardır. Doktorları düşünün: bir toplantıda,
bir mecliste bulunanlar doktora hemen dertlerinden, hastalıklarından
bahsederler. Aynı toplantıda bir mühendiste bulunsa, kimsenin aklına evinin
duvarındaki çatlaktan yahut zemindeki rutubetten bahsemek gelmez; kimse, bu
dertlerin de bir mühendise danışılacağını düşünmez."
Bütün
yazarlar matematikçidir
Bütün
yazarlar matematikçidir; çünkü dil bir matematiktir...."Çevremizdeki
Evren"i inceleyen Sir James Jeans'in dediğine göre "Tanrı bize
matematikçi olarak görülüyor"
Bilgi
eksikliği
Faydasız
ve lüzumsuz bilgilerle kafayı yükleme konusu yersizdir. Birçoklarımız yalnız
salim bir kafayla her şey hakkında fikir yürütülebileceğini zanneder.
Halbuki bilgi eksikliği ekseriya yanlış sonuçlar verebilir. Evet aklı selim
lazım, fakat barut gibi de bilmek gerekli."
Şarlo
ve Einstein
"Peki
insanlar meşhur bir mukavemetçinin ne işe yaradığını anlayabilir mi?
Derler ki meşhur fizikçi Einstein, bir toplantıda Şarlo'ya 'Siz büyük bir
adamsınız' demiş, 'Herkes sizi anlyor, herkes size hayran.' Şarlo, 'Siz daha
büyüksünüz' diye itiraz etmiş: 'Size herkes, hiç anlamadığı halde
hayran'
Dünya
barışına nasıl hizmet edebiliriz?
2. Cihan
savaşından sonra, iyice anlaşılmıştır ki dünya yüzünde gerçek barış,
ancak milletler arasında mevcut ekonomik ve kültürel seviye farklarını
gidermekle kabil olacaktır. Bu fikre uygun olarak ileri seviyede olan
milletler, az gelimiş ülkelere yardımda bulunmuşlardır; ancak seviye farkının
giderilmesi, balangıçta dış yardımdan temin edilse bile, zaman geçtikçe
geri kalmış memleketler kendi imkanlar ile kalkınmak zorundadırlar. Bu
içten kalkınma mecburiyeti için de, ilme tekniğe ve dolayısıyla onun
adamlarına ihtiyaç vardr; kendi kabiliyetlerini durmadan kaybeden milletlerin,
seviye farkını kapatmaları hiçbir zaman beklenemez, dolayısıyla da dünya
barışına hizmet edilmiş olamaz.
Öfken
bir işe yaramalı
Gerekince
öfkelenebilirsin, haksızlığa karşı çıkabilirsin. Ama bu öfke bir işe
yaramalıdır. Öfkelenirken, içinden kimseye kızmamalısın. Doğru bildiğin
şeyler adına öfkelendiğini bilmelisin. Kendi adına ve kendini tatmin etmek
için ayağa kalkarsan, duyarlı bir insan olarak sonra çok
üzülürsün. Benim temkinli ve soğukkanlı olduğumu söylerler. Oysa ben de
kızardım; ama insanlara değil, kavramlara soyut şeylere öfkelenirdim: Öğrencilerime
değil, tembelliğe ve ikiyüzlülüğe ve frsatçılığa ve samimiyetsizliğe
ve kopyacılığa kızardım."
Bilim
uzun ve çetin bir yoldur
Bilim uzun
ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu
çocuklar? Oppenheimer gibi hissediyorsanız, bırakın yüksek binalaaarı başkası
yapsın, büyük barajlaaarda başkası çalışsın. Bazılarına çok
uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız
bu işleri öyleleri yapsın. Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük
teşebbüsleri idare etmek ihtirası ile yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir.
Bırakınız parayla da onlar uğraşsın. Sizin kuvvetli olmak gibi bir
derdiniz yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi "Kuvvet nedir?" diye
merak ediyorsanız buyrun sizleri Mekanik kürsüsüne beklerim. Çünkü bazılarına
göre "Kuvvet" para ile organizasyonun çarpımına eşittir; bize
göre de kuvvet ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür. Bu iki
formülü birbiriile karıştırmayın olur mu çocuklar?
Bilimle
uğraşırsanız nelere vaktiniz vardır?
Dürüst
oluşumuda gözümde büyütmedim; bu bir bünye meselesidir. Bazı bünyelere
doğru yoldan ayrılmak dokunur. Zaten bilimle uğraşırsanız, bu konularla
fazla uğraşacak vaktiniz kalmaz. Başka bilginleri kıskanacak kadar bile
vakti yoktur insanın. Ve başkalarından ne kadar üstünüm demeye hiç
vaktiniz kalmaz. Başkalarının yetersizliğini görüp de sırf bu yüzden
kendinizi beğenecek vaktiniz de kalmaz. Bununla birlikte, bir çok şey için
vakit vardır. Bilimi sevimli göstermek için ne yapmalı? Bunun için de çok
vaktiniz vardır. Öğrencinin kafasının içine nasıl nufus edilir için de
vaktiniz vardır. Hele sizin gibi bilim adamı olmak isteyenlere yol
göstermek için sonsuz vaktiniz vardır. Dünyada neler olup bitiyor, insanlık
nereye gidiyor demeye çok vaktiniz vardır. Peki bütün bunlar için neden
vaktiniz vardır? Çünkü salifüzzikir yani yukarıda belirtilen ve insanın
boşuna vaktini almaktan başka işe yaramayan işlere hiç vaktiniz yoktur da
ondan. Tabii bu arada isterseniz dinlenmeye, yaşamaya, insan gibi gezip eğlenmeye
de vaktiniz vardır; günü birinde aklınızı kullanamayacak kadar yorulmak
istemiyorsanız; bunlara da vaktiniz vardır. Yani sözün kısası kendi istediğiniz
bir şeyi yapmaya, insanlara örnek olmaya çok vaktiniz vardır. Söylemeyi
zait addediyorum, ama esaslı düşünmeye çok vaktiniz vardır, herşeyden
çok bunu yapmaya gücünüz vardır.
Çok
zorluklar yaşayacaksın, fakat....
Biliyorum
bir çok zorluk yaşayacaksın. Hepsini şimdiden görür gibi oluyorum. Talihli
olarak küçük bir burs bulsan bile yurt köşelerinde sürünebilirsin. Binbir
güçlükle soğuk bir banyoda yıkandıktan sonra, arkadaşlarından utanarak
havlular içinde büzülerek, yurdun tek sıcak yeri olan okuma salonunda çalışan
arkadaşlarının arasında kurumak zorunda kalabilirsin. her sabah insanlarımızın
balık istifi olduğu bir otobüste kendine ve resim tahtana bir yer bulabilmek
için, sabah karanlığında yollara düşmek zorunda kalabilirsin. Hatta ısınmak
için okul yerine kahveye gitmeyi bile isteyebilirsin. İşte bu durum ve şartlar
altında bile her zaman amacının olduğunu gözden kaçırmamalısın. İnsanları
etkilemek, insanlara söz geçirmek, sesini duyurmak istiyorsan, bütün bunları
yapabilecek yetenekte olduğunu göstermelisin. Yoksa sonunda sıradan bir insan
durumuna gelirsen, kimse senin kötü şartlar altında bu duruma düştüğünü
düşünmez, kimse sana gençliğinde iyi beslenemedin diye, sırf bu yüzden
itibar etmez. Bir gün gelir de kendini gösterebilirsen, sen bütün bu
zorlukları yaşamış olduğun için, bu zorluklara çare bulmak için
herkesten daha gerçekçi davranabilirsin. Yok, eğer sen de acı çekme sıramı
savdım, artık öğrecilerim üzülsün, asistanlarım çanta taşısın,
doçentlerim olduğu yerde saysın diye hissedersen sana da herkese de yazık
olur. Hissedersen diyorum, böyle acıklı bir duruma "düşünme" adını
veremiyorum çünkü.....
Hiçbir
zaman mazeretin olmamalı
İşte
delikanlı, ilkokul sıralarından başlayarak "kendi bacağından asılan
koyun" felsefesi ile yetiştirilenlere asla itibar etmeyeceksin. Onların
arasından ülkeye yararlı birinin çıktığı görülmedi. Çıkarcıların
sana hiç bir zaman engel olamayacağını bileceksin. İşte bu durumlar ve şartlar
altında endişelere kapılmadan önce ne yapılabileceğini düşüneceksin. Ve
hiç bir zaman düzen bozukluğunu mazaret göstermeyeceksin. Başarısızlıklarını
bozuk düzenin sırtına
yüklemen belki seni ferahlatır, fakat kurtarmaz.
Yukarıdaki metnin tamamı Mustafa
İnan'ın öğrencisi Oğuz Atay'ın "Bir Bilim Adamının Romanı"
adlı eserinden alınmıştır.